Çocuğumu Ne Zaman Psikoloğa Götürmeliyim? (Cevap Sandığınızdan Çok Daha Basit)

bursa oyun terapisti

Bu soruyu soruyor olmanız bile, içinizdeki o sessiz ve güçlü “ebeveyn sezgisi”nin çalıştığının en büyük kanıtıdır. Lütfen bunu asla unutmayın.

Şu an aklınızdan geçenleri tahmin edebiliyorum:

“Acaba abartıyor muyum?”
“Komşular ‘hasta mı bu çocuk’ der mi?”
“Ya psikolog bana ‘siz başarısız bir ebeveynsiniz’ derse?”
“Bir de randevu alayım derken rezil olursam?”

Durun.

İnternette dolaşan o korkutucu başlıkları görüyorum. “Çocuğumda 5 işaret varsa hemen götürün.” “Bu davranışlar normal değil, acil müdahale şart.”

Bu cümlelerin hiçbiri sizin için yazılmadı. Onlar tıklanmak için yazıldı. Sizi panikletmek için. Oysa panik, hiçbir ebeveynin ihtiyacı olan şey değildir.

Bugün size bambaşka bir şey vereceğim: Netlik ve cesaret.

Ne sizi suçlayacağım, ne çocuğunuza etiket yapıştıracağım, ne de “şu saatte şu randevuyu al” diye talimat yağdıracağım. Sadece şu sorunun cevabını bulacaksınız:

“Şimdi mi, yoksa biraz daha bekleyeyim mi?”

Hazırsanız, başlayalım.


1. Önce Şunu Konuşalım: “Normal” Diye Bir Şey Gerçekten Var mı?

Hiçbir çocuk kullanma kılavuzuyla gelmiyor. Kimse size “2 yaş 3 ay 12 günde şu davranışı görürsen normal, 2 yaş 5 ayda görürsen anormal” diye bir tablo vermiyor.

O halde neye bakacağız?

Şu tek cümleye bakın. Bunu aklınıza kazıyın. Hatta bu yazıyı kapatmadan önce bir yere not alın:

“Çocuğumun bu davranışı, onun mutlu olmasını, arkadaş edinmesini veya günlük işlerini yapmasını engelliyor mu?”

  • Uykuya dalmakta zorlanıyor ama sabah neşeli ve enerjik mi? O zaman izleyin.
  • Tuvalet eğitiminde zorlanıyor ama 5 yaşında ve okulda sorun yaşamıyor mu? O zaman izleyin.
  • Okula gitmek istemiyor ama okuldan geldiğinde oyun oynayıp gülüyor mu? O zaman izleyin.

Sizi harekete geçirecek an, bu “engelleme” hissinin içselleştiği andır. Yani dışarıdan kimse görmese de, siz evin içinde bir şeylerin tıkandığını hissediyorsanız, işte orada durun.

O his, sizin süper gücünüzdür. Onu susturmayın.


2. Psikolog Sandığınız Gibi Bir Şey Değil (Kafanızdaki Sahneyi Yıkıyorum)

Çoğu ebeveynin aklında şu sahne vardır:

Soğuk bir oda. Çocuk tek başına bir koltuğa oturtulur. Bir yabancı notlar alır, kaşlarını çatar ve “Evet, burada ciddi bir sorun var” der. Sonra size bir rapor uzatır. Eve dönersiniz, çocuğunuza artık “hasta” gözüyle bakarsınız.

Bu sahne tamamen yanlış.

Etik kurallarına bağlı, işini gerçekten seven bir çocuk psikoloğunun ofisinde görecekleriniz şunlardır:

  • Oyuncaklar, kum havuzu, boya kalemleri, oyun hamurları.
  • Çocuğunuz bir saat boyunca özgürce oynar. Psikolog sadece izler. Bazen bir soru sorar, bazen sadece gülümser.
  • Sonra kapıyı açar, sizi de içeri alır ve şöyle der:

“Çocuğunuz hasta değil. Hiçbir hastalık etiketi yapıştırmıyorum. Ama şu an evdeki yemek saatleri, uyku rutini ve ekran süresi, onun sinir sistemini çok yoruyor. Şu üç şeyi değiştirirsek, 4 hafta içinde eve bambaşka bir çocuk dönecek.”

İşte bu. Bu kadar.

Psikolog, çocuğunuza “Bir sorun var” demeye gelmez. “Bu sorunu nasıl çözeriz” demeye gelir. Ve çözümün büyük kısmı zaten sizsiniz. Sizi suçlamak için değil, size yol göstermek için.


3. “Ben Abartıyorum” Korkusunu Yendiğiniz An

Şimdi gelelim en can alıcı noktaya.

Sizi randevu almaktan alıkoyan tek şey, şu küçük iç ses: “Ya gereksiz yere götürdüysem?”

Bu soruyu şöyle cevaplayalım.

Diyelim ki gereksiz yere gittiniz. Psikolog çocuğunuzu 45 dakika izledi, oyun oynadı, sonra size döndü ve dedi ki:

“Her şey yolunda. Çok şükür sadece biraz uyku düzeni bozulmuş. Şu iki tavsiyeyi deneyin, bir ay sonra zaten geçecek. Şimdilik gelmenize gerek yok.”

Ne kaybettiniz?
Birkaç saat vakit. Bir miktar ücret. Ve belki biraz yorgunluk.

Peki ya geç giderseniz ne kaybedersiniz?

  • Çocuğunuzun özgüveni
  • Okula olan sevgisi
  • Gece boyu kesintisiz uykusu
  • Kardeşiyle barışık bir ev ortamı
  • Ve en önemlisi: Sizin o “keşke daha önce götürseydim” diye yıllarca içinizi kemirecek vicdan azabınız

Şimdi hangisi daha ağır? Gereksiz gitmek mi, geç kalmak mı?

Doğru cevap: Geç kalmak, gereksiz gitmekten çok daha ağırdır.

Bunu içinize sindirin. Çünkü bu cümle, hayatınızın en özgürleştirici cümlesi olacak.


4. Hangi Durumda Kesinlikle Randevu Almalısınız? (Net Liste)

Kimse size “şu durumda git” demiyor çünkü her çocuk farklı. Ama şu 5 soruya bakın. Sadece bir tanesine bile “Evet” yanıtı veriyorsanız ve bu durum 3 aydan uzun sürüyorsa, randevu almak sadece cesaret değil, akılcılık olur.

Soru 1: Çocuğunuz neredeyse her gece kabus görüp çığlık atarak uyanıyor mu?

Soru 2: Öfkesi öyle bir boyuta ulaştı ki kendine, size ya da kardeşine vuruyor mu?

Soru 3: Arkadaşları “Haydi oynayalım” dediğinde, o “Hayır” diyerek odasına kapanıyor mu? (Haftada 1-2 değil, neredeyse her seferinde)

Soru 4: Tuvalet alışkanlığı (kaka kaçırma, aşırı temizlik takıntısı, elle yemekten kaçınma) yaşıtlarına göre çok geride mi ve bu durum okulda sorun çıkarıyor mu?

Soru 5: Okuldan geldiğinde tüm gün “Mutluyum” maskesi takıp akşam eve gelince bir bomba gibi patlıyor mu? (Sürekli ağlama, bağırma, hiçbir şeyin onu mutlu etmemesi)

Bu maddelerden bir tanesi bile son 3 aydır düzenli olarak yaşanıyorsa, yapmanız gereken şu:

Telefonu elinize alın. “Merhaba, çocuğum için randevu almak istiyorum” deyin.

Bu cümleyi kurduğunuz an, içinizdeki “acaba” sesi sönecek. Yerine “iyi ki” gelecek. Emin olun.


5. Psikolog Seçerken Sizi Tuzağa Düşürmeyecekleri Nasıl Anlarsınız?

Her meslekte olduğu gibi, psikoloji dünyasında da etik sınırları zorlayanlar var. Sizi koruyacak 3 altın kural:

Kural 1 – Kesin süre verene şüpheyle bakın:
Size “Bu sorunu 5 seansta çözeriz” diyen biri varsa, kapıyı çekin. Etik bir psikolog asla kesin süre vermez. “Değerlendirmeden sonra konuşuruz” der. Çünkü her çocuk farklıdır.

Kural 2 – Aileyi dışlayanı seçmeyin:
Size “Çocuğu bana bırakın, ben hallederim” diyen bir anlayış, 1990’larda kaldı. Günümüzde iyi psikolog, sizi de sürece dahil eder. Size evde ne yapmanız gerektiğini söyler. Çünkü çocuk haftada 1 saat psikologla, 167 saat evde sizinle.

Kural 3 – İlaç konuşanı dinlemeyin:
Psikolog ilaç yazamaz. Sadece psikiyatrist yazar. Eğer bir psikolog “Bence şu ilacı kullanmalı” derse, bu etik ihlaldir. Hemen oradan ayrılın.

Bu üç kuralı unutmayın. Sizi koruyacak olan budur.


6. Şu Anda Harekete Geçmek İçin Kendinize Vereceğiniz İzin

Bir ebeveyn olarak en büyük korkunuz “yanlış bir şey yapmak” değil mi?

O zaman şunu açıkça söyleyeyim:

Çocuğunuzu psikoloğa götürmek, “başarısız ebeveyn” olduğunuz anlamına gelmez. Tam tersi: “Ben bu işin üstesinden tek başıma gelemem, uzmandan destek almak akıllıca bir liderliktir” demenin en olgun ve güçlü yoludur.

Düşünün. Bir diş ağrısında dişçiye gidiyorsunuz. “Başarısız ebeveyn” mi oluyorsunuz? Hayır. Ateşlendiğinde doktora gidiyorsunuz. “Yetersiz anne” mi oluyorsunuz? Hayır.

O halde neden çocuğunuzun ruh dünyası için aynı şeyi yapmaktan korkuyorsunuz?

Tek bir sebep var: Toplumun size yıllardır işlediği “deli, hasta, anormal” korkusu.

O korkuyu şu an çöpe atın. Çünkü o korku, çocukların erken müdahale şansını elinden alan en büyük düşmandır.


Şimdi Ne Yapacaksınız? (Bugün, Hemen Şimdi)

İki seçeneğiniz var.

Seçenek A (Emin değilseniz):
1 hafta boyunca her akşam çocuğunuzla sessiz bir 15 dakika geçirin. Televizyon yok, telefon yok. Sadece siz ve o. Ne soru sorun, ne akıl verin, ne çözüm bulun. Sadece şunu sorun: “Bugün seni en çok ne mutlu etti, ne üzdü?” Dinleyin. Not alın. 1 haftanın sonunda o notlara bakın. İçinizde bir şeyler kıpırdıyorsa, Seçenek B’ye geçin.

Seçenek B (Yukarıdaki 5 sorudan birine “Evet” dediyseniz):
Bu yazıyı kapatın. Telefonunuzu elinize alın. “Çocuk psikoloğu randevu” diye aratın. Çevrenizden referans alın. İlk randevunuzu bugün ayarlayın.

Ve şu cümleyi kurun:

“Merhaba, çocuğum için bir ön görüşme randevusu almak istiyorum. Ne zaman gelmem uygun olur?”

Bu cümleyi kurduğunuz an, o aylardır taşıdığınız o görünmez yükün hafiflemeye başladığını hissedeceksiniz. Çünkü artık “bekleyen, endişelenen” ebeveyn değil, “hareete geçen, çözüm üreten” ebeveyn olacaksınız.

Ve emin olun, 6 ay sonra bugünkü kendinize “İyi ki yapmışım” diyeceksiniz.


Son bir not: Bu yazı size hiçbir tanı koymaz, hiçbir tedavi önermez, hiçbir psikoloğu “en iyi” diye dayatmaz. Sadece içinizdeki o cesur ebeveyni uyandırmak için yazıldı. Uzman seçerken mutlaka etik kuralları, eğitimini ve referanslarını araştırın. Ama en önemlisi: Beklemeyin.

Çünkü beklenen her gün, çocuğunuzun o parlayan ışığının biraz daha solduğu bir gündür.

Ve siz, o ışığın sönmesine izin verecek ebeveyn değilsiniz. Bunu biliyorum.

Hadi. Telefon elinizde. Artık yapmanız gerekeni biliyorsunuz.

KLİNİK PSİKOLOG BÜŞRA KIRCA sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin